türk yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2012 Cuma

Ayfer Tunç'tan Memleket Hikayeleri


Ayfer Tunç yeni kitabını sabırsızlıkla beklediğim yazarlardan. Onunla aynı dönemde yaşadığım ve Türkçe yazdığı  için şanslı kabul ediyorum kendimi. Tevazusunu, sadece işiyle ortada olmasını ve çalışkanlığını beğeniyorum.

Ayrıca çok da şaşırıyorum ona. Farklı tekniklerle, farklı tarzlarda yazabilmesi şaşırtıyor beni. Hem roman, hem hikaye hem de deneme yazıyor ve hepsini (bana göre) iyi yazıyor.



 Ben de genel çoğunluk gibi 'Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek' adlı anı kitabıyla tanıdım onu. 70'li yıllardaki hayatımızı, naif çocukluk ve gençlik anılarımızı yazmıştı. Ağlak bir nostalji kitabı değil, geçmiş albümlere gülümseyerek bakmak gibiydi.



Sonra 'Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'ni okudum. Bu kitap bence son on yılın en başarılı kitaplarından biri. Hikayelerin ve karakterlerin  birbirine bağlandığı bir sarmal adeta. Her karakter ayrı bir kitap konusu olacak kadar zengin. Ve de çok, çok komik. Hem sürükleyici, hem komik hem de alttan alta tespitlerle dolu bir roman karşımıza çok sık çıkmıyor. Kitapları tekrar tekrar okumak adetim değildir ama 'Deliler Evi'ni tekrar okumak istiyorum.



Ardından Ayfer Tunç 'Yeşil Peri Gecesi'ni yazdı. Eğlencelidir diye bir heves başlayan ben; çarpıldım. Nasıl acıklı bir aşk ve arkadaşlık hikayesi. Şiirli, müthiş bir dil, kopuk kopuk anılardan oluşan çarpıcı bir zincir. Aile dramları, yatılı okullar, güzelliğin zehri, unutulmayan aşklar. Şimdi tekrar düşününce bile kalbim acıdı. Muhakkak okunmalı. Şurada Ömer Türkeş'in kitapla ilgili yazısı var.



Son olarak da 'Memleket Hikayeleri' çıktı. Refik Halit Karay'a hem ismiyle hem içeriğiyle göndermeler yapan bu kitap şimdiye kadar olanlardan farklı. Yarısı deneme, yarısı hikaye. Memleket fikri, aynı memleketli olma, taşra hayatı üstüne hem tespitler hem de hikayeler var. Taşra duygusu, küçük insanların faşizmi, tarihe bakışımız hakkında yazmış.

Bayramda memlekete giderken ya da dayınızı ziyaret ederken hissettiklerimize tercüman olmuş Tunç.

 Diğer kitapları arasında en çok 'Bir Maniniz Yoksa...'ya benziyor.

Şurada Ayfer Tunç'la memleket üzerine yapılmış bir söyleşiyi okuyabilirsiniz.

Şimdi hem Ayfer Tunç'un yeni kitaplarını bekliyorum hem de okumadığım kitapları bitirerek, Tunç külliyatını bitirmeyi hedefliyorum.


6 Ağustos 2012 Pazartesi

Hakan Günday Çarpıcı ve Akıcı Yazıyor

Hakan Günday adını geçtiğimiz yıl çok duymuştum. Fakat daha klasik yazarlardan okumadığım çok roman varken yeni birilerini okumaya çok heves etmemiştim.

Fakat çok farklı zevklere sahip iki arkadaşım, bir hafta içinde Günday'dan bahsedince denemek farz oldu.



Okuduğum ilk Hakan Günday kitabı 'AZ'dı. Beni neyin beklediği hakkında hiç bir fikrim yoktu ve ilk sayfada hatta ilk üç satırda çarptı beni kitap.

Çok sert, çok hızlı, vahşete varan bir gerçekçilikle yazılmış bir roman 'AZ'. Çok farklı dünyalarda yaşayan iki Derda'nın birleşen hikayesi. Yatılı bölge okullarından, tarikat şeyhlerine, Londra'nın yeraltı barlarından Oğuz Atay'a uzanan  tempolu bir roman.

Çarpıcı ve akıcı bir kitap. Fakat edebi açıdan tam adlandıramadığım bir zayıflığı var. Sanırım bir taraftan çok gerçek,  bir taraftan da çok gerçeküstü olmasından kaynaklanıyor. Hikayenin tümü ve sonu arasında bir tutarsızlık var gibi. Ama yine de genel olarak beğendim.

Filmi yapılsa da çok tutabilir.



Ardından ikinci Günday romanım 'Malafa' geldi. AZ'dan önce 2005'te yazılan Malafa Antalya'daki dev mücevher merkezi Topaz'da geçiyor.

Topaz'ın en iyi tezgahtarlarından Kozan'ın ağzından tezgah atmayı,satmayı ve satın almayı dinliyoruz. Bu arada satış jargonunu da öğreniyoruz. Kendine has ve hayli argo bir dili var bu dünyanın.

 Turizm eleştirisi olarak görülse de esas olarak günümüz tüketim toplumunu anlatıyor Günday. Sadece mücevherlerin değil, insanların kendini sattığı, sürekli tezgahların atıldığı ve taktiklerle yaşanan bir dünyadayız. Tezgahı kurarken tezgaha gelmek de var bu dünyada.

İki roman farklı tekniklerle yazıldığı için Günday'a saygım arttı. Çalışkan, dolu ve kendini yenileyen bir yazar olduğunu düşündüm.

En yakın zamanda diğer kitaplarını da okumak istiyorum.